dorian gray

Ben bir zamanlar hiç ölmeyecek bir aşkın sanatkârane tarzda yasını tutmak için, bir mevsim boyunca yakama menekşe taktım. Nihayetinde öldü. Onu neyin öldürdüğünü unuttum. Sanırım bütün dünyayı uğruma feda etmeye niyetlenmişti. Bu korkunç bir andı. Bu, bir insanı sonsuzluğun dehşetiyle doldurur. Bilmem inanacak mısın, bir hafta evvel Lady Hampshire’de akşam yemeğinde, kendimi demin söz ettiğim bayanın yanında oturuyor buldum. O, maziyi eşeleyerek ve geleceği arayarak, eski defterleri tekrar açmaya girişti. Ben aşkımı bir çirişotunun toprağına gömmüştüm. O ise orayı yeniden yokladı ve beni hayatını mahvettiğime inandırmaya çalıştı. Bense onun anormal iştahına odaklanmıştım; bu yüzden hiçbir endişe duymadım. Geçmişin güzel tarafı, onun geçmiş olmasıdır. Fakat kadınlar perdelerin ne zaman indiğini asla bilmezler. Daima altıncı bir oyun isterler ve oyuna olan ilgileri bitince, ona devam etmeyi önerirler. Eğer iş onlara bırakılsa, bütün komedilerin trajik bir sonu olurdu ve bütün trajediler de kaba bir komediyle son bulurdu. Kadınlar çekici denecek ölçüde yapmacıktırlar; fakat sanatkârane duyguları yoktur. Sen benden daha şanslısın. Seni temin ederim Dorian, tanıdığım kadınların hiçbiri Sibly’nin senin için yaptığını benim için yapmazdı. Sıradan kadınlar kendilerini her zaman teselli ederler. Kimileri bunu hassas renklere tutunarak yaparlar. Yaşı her ne olursa olsun, leylak rengi kıyafetler giyen bir kadına ve yaşı yirmi beşin üstünde olup, pembe kurdeleler takanlara asla inanma. Bunun anlamı, onların bir mazileri olmasıdır. Diğerleri ise, teselliyi kocalarında birdenbire iyi nitelikler fark etmekte bulurlar. Başkalarına karşı evliliklerinin saadetiyle övünürler, sanki o, günahların en büyüleyicisiymiş gibi. Bazılarını da din teselli eder. Vaktiyle bir kadının bana söylediğine göre, dinin gizemleri adeta flört etmenin cazibesine sahipmiş.

oscar wilde.

May 2, 2007. alıntı, dorian gray, edebiyat, erkek, kadın, oscar wilde, roman.

No Comments

Be the first to comment!

Leave a Reply

Trackback URI